ZÜLFÜ LİVANELİ

ZÜLFÜ LİVANELİ

Değerli okurlarım sektörün,özellikle yerel marketlerin atılım yapmayı başarabildikleri son altı yılda ,mağazalarının iç düzeninden, ürün gamının zenginliğine kadar, satış tekniklerinden satın almada marjların düzenlenmesine dek büyükleri, ulusal marketleri,kendilerine yol gösterilmesi ile yurt dışına çıkabilmeyi becerebilmeler ile orada gördükleri ve olanakları rahatça kazanmaya başladıkları için rekabette yine bir yerel zincirle rekabet edebilmek için harcamaya başladılar. Hatta bazıları unutup görmezden gelse bile “Ekonomi yayınları”nın girişimi ellerinden tutması ile çok zor olan olgu yaratılarak örgütlenebildiler.
Hatta daha ötesi bölgelere yayılarak federasyon haline bile geldiler.
Ve
Nereden çıktı bu Zülfü LİVANELİ dediğinizi duyuyorum.
Yerel zincirler olmak ve sadece para kazanmayı hedeflemek kolay dönemdi. Ona ulaşıldı ama bu da başka sorumlulukları getirdi. Artık sadece üç semti değil
Gittiğiniz ülkelerde sektörle ve ülkenin diğer parametreleri hakkında gerçek söylemlerde bulunabilmek ve temsil etmek zorunluluğu hemen arkanızda durmaya başladı bile.Perakende Dünyası ve Yaşam kitabımda uzunca anlatmıştım. Sektörde çalışanların en tepeden en alt noktadakilere dek kendilerine yatırım yapma hedefi olmayan insanlardan oluştuğunu, en azından çalışanlar için sürekli eğitim programları verilmesini bütün platformlarda anlatmıştık.
Gerçi
Örgütlenme yapısı altında bazı eğitimlerin, sermaye sahipleri ve profesyonellere uygulandıklarını izliyorum.
Ama sadece bir tanesinin uygulayıcısı ve içeriğinin sağlam olduğunu da biliyorum. Ama benim bahsettiğim de bu program değil. Ülkenin temsil edileceği yerlerde sektör, ülke karşılaştırmaları.dünyadaki trendleri en azından o esnada sorulması ile bile bir saat gerçek bilgilerle konuşma zorunlulukları ortaya çıkmıştır.
Zülfü LİVANELİ bir yazısında zannediyorum Yaşar KEMAL’ den alıntı yaparak şöyle demişti.
Bazı ülkeler de düello mantığı vardır.bazı ülkelerde pusu kurma mantığı vardır.
Ülkemizde iyi niyetle bile bir araya gelince ve bir süre geçince pusu mantığının işlemesinden hep korkmuşumdur.
Zülfü LİVANELİ de bunu Titrek Hamsi Hücresi nedeni ile iyi bilir.
Ekonominin içinde olan işlerle uğraşanlar,sadece kendilerine sunulanlara inanarak yaşarlarsa ve bağnaz yapı içinde kalarak kendi düşüncelerinin doğru olduğuna inanarak ve inandırmaya çalışarak bunu sürdürürlerse.bir önceki jenerasyondaki insanlar bunlara acıyarak şansızlıklar olarak nitelendirirken.bu günkü ve yarınkiler oh oldu mantığı ile yaklaşacaklardır. Galiba bende ikinci gurupta yer almaya başladım.
Ülkenin bir önceki kriz yılından sonraki en kötü yılı olan 2007 de
GSYİH (Milyon YTL) 856.387 – 658.786 ile sadece %4.5 büyüme gösterebilmiştir. Oysa 2004 de
GSYİH (Milyon YTL) 559.033 – 390.397 ile % 9.4 büyüme göstermişti
Rakamlara baktığımızda 658 Milyar dolarla 17.Büyük ekonomi olarak görünüyoruz. Meksika, Avustralya Hollanda kaynak zenginlikleri bizim kadar olmamasına rağmen bizim üstümüzde yer almaktadırlar. Zira fare akıllı mantığı ile kaynak israfını cömertçe yapanları hepimiz bilmekteyiz.
Alışveriş Merkezlerinde ziyaretçi sayısının % 13 azalmasına rağmen, yatırımların önemli noktalarda bile durması. Tekstilcilerin cirolarda % 15-20 arasında daralma olmasından bahsettiği bugünlerde,tüketicinin temel ihtiyaçların dışında alışverişi kesmesine rağmen, süpermarket zincirlerin sıçrama ayı dedikleri Aralık ta bile büyüme %7 lerden % 3 lere çekilmişse(*) kriz geldi ve 2008 yılınıda kaybetmek üzereyiz.
Bunları yaratanlar ve alkışlarla yanında yer alanlara galiba bir gün Oh olsun diyeceğiz.Ama ülke,gelecek nesil çocuklarımız ve ekonomimiz yine yara alan gemi gibi yan yatacak Basit mantıkla, uzun süreli çalışma koşulları bir biri ardına gelen yılbaşılar bayramlar ara yıl tatilleri ,,yıllık izinler,evlenmeler,doğumlar,soğuklar ,aşırı sıcaklar,bu millet adam olmaz kardeşim, ne olacak bu sektör lafları ile başlayan memleket kurtarma deha söylemleri..
Ne güzel yanıt verdi bana karakaşlı ve gözlü meslektaşım
Kaç mağazan var diye sorduğumda,.öğünerek şu kadar dedi.
İşinle ilgili kaç kitap okudun dediğimde imzalayıp vermiyorsun ki dedi.
Merhum Cem KARACA’nın bir anısını hatırladım
Bende 5 kiloluk zeytinyağını imzalayıp ver bakalım dedim
SIRITTI.
Parası olan ama konuşacak bir şeyi olmayanlar nereden başlayayım diyorsa işte yanıt;
Zülfü LİVANELİ yi dinlemeye ve okumaya başlayın.
Ve
Aklıma İngiliz asilzadesi Karl MARKS ın sözleri geldi
SEVGİ EMEKTİR
Kendinize ve işinize emek vermezseniz onları sevemezsiniz.
Kalın sağlıcakla.

yaman@yamanozgun.com

(*) Vatan EKONOMİ 1 Nisan 2008

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.